5 Kasım 2011 Cumartesi

MüCRiM GÖZLER

Hersey bu masalla baslamıstı...


Masal bir adamın dört bin dinara bir kız alması ile başlar. 
Bir gün adam gözlerini kızın üzerine dikti ve sonra gözyaşlarına boğuldu. 
Kız ona neden ağladığını sordu. Adam yanıtladı:
“Öylesine güzel gözlerin var ki bana rabbe ibadet etmeyi unutturuyor” .

Kız yalnız kalınca gözlerini oydu. Adam onu b u halde gördü ve acıyla sarsıldı:
“Kendine neden eziyet ettin? Değerini düşürdün.”

Kız şöyle karşılık verdi:
“Bende bulunan hiçbir şeyin sizi Rabbe ibadetten alıkoymasını istemem”.

Adam o gece, düşünde bir ses işitti:
“Kız değerini sana göre azalttı, ama bize göre arttırdı ve biz onu senden aldık”

Uyandığında adam, yastığının altında dört bin dinar buldu. Kız ölmüştü.

BORGES & CASARES ( Olağanüstü Masallar ) 

3 Kasım 2011 Perşembe

ERTUĞRUL GÜNAY VE 29 EKiM

Herkes söyleyecegini söyledi ve üzerinden 3-5 gün gecti. 
Evet bence de törenler iptal edilmemeliydi. Sade bir tören yapılabilirdi. 
Gecit töreni de kimseyi rahatsız etmezdi kanımca. 
Okullarda da siir okuyup bayrak sallamakta kimseyi üzmezdi ve kimse
- A bak bunlar egleniyor böyle bir günde - demezdi .



Ama kültür bakanımızın acıklaması hayli komik kactı. 
Elimize kadeh alıp kahkaha mı atalım ? " 
Kutlamaları böyle bir düsüncede dillendirmek ? 
Kac kisi acaba böyle kutlama yapıyor ülkemizde ?
Hic yakısmadı !!!


26 Ekim 2011 Çarşamba

YUNUS


Omzunda cansız bir el vardı yıkıntıların arasından ilk göründügünde.
Sevinmistim. Gercekten ama cok sevinmistim kurtulmus diye.
Dün hayatını kaybetmis kırılmıs vücudu ile Erzurum'a giderken, Agrı'ya giderken.
Ta Van'dan kilometrelerce öteye giderken.

Oysa ben Yunus'u hic tanımıyordum.
Ama bu resmini ömrüm boyunca unutmayacagım.

" Rahmet ve Dua "

25 Ekim 2011 Salı

DOĞUM GÜNÜ

Bir an gelir, sen gelirsin gözlerimin önüne, hem de hic umudumun olmadıgı bir anda...

Yüregim susar düsüncelerimi dinlerim sakince...

Kayıp giden yitik umutların yer ile yeksan oldugu bir anda, gözlerimin önünde olusan bir ısık huzmesisindir artık...


Ve bir an gelir sahiden karsımdasındır öylece...

Suskun yürek atmakta, konusan düsünceler susmakta,
umulan an, pat diye karsımda...

Sesim titrer, elim kolum düser ve bu naciz beden seni bekler...

ilk gördügüm andaki sen, ilk duydugum andaki sen'le birlesir gözlerimin önünde...

Beden yalpalamaya baslar dogrulmak icin kendine dayanak arar...

Sonra elim elini tutar, kalbim kalbinin üzerinde...

sonra, sonra ve cok daha sonra...


İctigim cay seninle, yedigim yemek seninle...
Gezdigim sokaklar, izledigim filmler, seyrettigim oyunlar...
Bir bakmısım ki istanbul seninle...


Verilen bir söz, takılan bir yüzük...
Yakılan bir kına, atılan bir imza...

iste baslangıcı bir bakıs, bitimi sonsuzluk olan altın bir zincirin ilk halkaları...


ve yine sonra hemde cok daha sonra...

Günleri, ayları ve nihayetinde yılları devirmeye basladık...

Dogmasaydın deviremezdik.
Olmasaydın sevinemezdik.

Üc otuz ve yedi yılı geride bıraktım, sunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, tıpkı Nazım gibi ;

her gecen günüm baska bir anlamlı senin sayende...

Bundan sonra farketmez ki neyim olsun.
Hayatımda pek cok sey, varsın olmaz olsun.
Bu sözlerim sanadır sevgili yar.
Dogum günün kutlu olsun.


Nisan 2008